Şahmaran Efsanesi


Şahmaran Efsanesi Konusu 146 Defa Okundu. Tarihinde Yayınlandı.


Şahmaran efsanesi İran pers tarihinde karşılaşılan akıllı iyicil olarak belirtilen bellerinden aşağısı yılan fakat üstü ise insan olan maran adı verilen doğa üstü varlıklar arasında bulunan ve hiç yaşlanmayan öldüklerinde ruhlarının kızlarına geçtiğine inanılan varlıklardır. İsmi Farsçada yılanların şahı adı anlamına gelen şahı- meran adından da kalmaktadır. Fakat şahmerana ilişiği olan tüm efsaneler şahmeran efsanelerine özgün tüm betimlerinde yılanlar dişidir. Aynı zamanda şahmaranın Tarsus ilçesinde yaşadığına da inanılmaktadır. Şahmeran Ceyhan veya misis arasında bulunan yılan kalede yaşadığına dair söylentiler duymakta mümkündür. Fakat şahmeran yer altı ülkelerinde bulunan yılanlar ile yaşamaktadır. Aynı isimde bir efsanede Mardin de geçmektedir. Mardin de yaşayan insanlar tarafından resmedilen şahmeran tasvir edilir ve şahmeran ustaları tarafından yapılan resim tabloları evlerin duvarlarını ve işyerlerini süslemektedir.

Bazı isimleri ise camşap olarak değişim göstermektedir. Kimi kaynaklar da ise şahmeranla ilk tanışanın kişinin lokman olduğunu anlatmaktadır. Şahmaran efsanesinin sonunda şahmeranın öldürülmesi olayında her değişik söylenti mevcuttur. Bu sonların ortak noktası ise şahmeranın öldürülme sebebinin amacı insanın sağlık ve aynı zaman da şifa bulmasıdır. Hatta bazı yerlerde ise hekim ve şahmeran ile karşılaşması uzun uzun anlatılmaktadır. Şifa veren otlar ve nelere şifa verdiği şahmeran tarafından anlatılmaktadır. Hititler zamanın da anlatılan olaylar ise illuyanka efsanesine yakın yılana benzeyen bir yaratık olan illuyanka fırtına tanrısı olan savaşları anlatmaktadır. Şahmeran efsanesine kaynak olabilen bir diğer tarihi konu ise medusa olmaktadır. Yunan tarihinde perseus tarafından başı kesilen medusa fiziki olarak şahmerana benzemektedir.

Şahmaran Efsanesi
Şahmaran Efsanesi

Binlerce yıl süren yedi katlı yer altında Tarsus da hayatını sürdüren yılanlar vardı. Meran adı verilen yılanlar akıllı ve şefkatliydi. Onlar barış içerisinde hayatlarını sürdürürlerdi. Fakat meranların kraliçesine şahmeran olarak hitap edilirdi. O genç ve çok güzel bir kadın efsaneye göre şahmeranı gören ilk insan cenşap dı. O geçinmek adına odun satan fakir bir ailenin ferdi idi. Ancak bir gün cenşap ve dostları bal dolu bir ile karşılaşırlar. Aynı zaman da bütün olay bal dolu mağarayı gördükten sonra başlar.

Balı çıkarmak için Cemşab’ı aşağıya indiren dostları paylarına daha çok bal değmesi için onu orada bırakıp mağarayı terk ederler. Cemşab mağarada bir delik görür ve buradan etrafa ışık sızdığını fark eder. Cebinde bulunan bıçağı çıkartarak deliği büyülttüğün de gözlerine inanamaz. Çünkü hayatı boyunca görmediği kadar güzel bir bahçeyle tanışır. Bahçeye girdiğinde ise bu bahçede eşi benzeri olmayan eşsiz çiçekler ve bir havuz görür. İçinde ise nadide bulunan çok fazla yılanlar görür. Havuzun başına gittiğinde tahtta süt beyaz tenli bir yılan oturmaktadır. Oturan ise şahmerandır. Şahmeranın güvenini kazanan cemşab uzun yıllar boyunca bahçede hayatını sürdürür. Fakat yıllar sonrasın da ailesini çok özlediğini söyleyerek gitmek için yalvarır. Bunun üzerine şahmeran kendisini göndereceğini fakat yerini hiç kimseye söylemeyeceğine dair bir söz vermesini ister. Cemşab söz vererek oradan ayrılır. Cemşap uzun yıllar sonrasında verdiği sözü tutar hiçkimseye hiçbirşey söylemez. Ancak bir gün ülkenin padişahı hastalanır. Vezir ise hastalığın çaresinin şahmeranın etini yemek olduğunu herkese duyurmuştur. Aynı zaman da her yere de haberler salınmıştır. Cemşab verdiği sözü tutmayarak kuyunun yerini gösterdiğin de şahmeran bulunup dışarıya çıkartılmıştır. Şahmeran cemşab’ a beni toprak çanakta kaynatıp suyumu vezire içir etimi de padişaha yedir demiş. Böylece vezir ölmüş ve padişah da iyileşip cemşabı veziri yapmış. Efsanede şahmeranın öldürüldüğünü yılanlar o günden bugüne bilmemektedir. Tarsusun şahmeranı öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği söylentileri mevcuttur.

 

Farsça asıllı olan ismi yılanların şahıdır. Anadolu da başta Tarsus gelirken güney ve güneydoğu Anadolu da oldukça fazla bilinmekte ve yayılmaktadır. Evlere uğur getirdiği inanılan bereket simgesi gibi batıl inançlar ile ev duvarlarına tablo olarak asılmaktadır. Aynı zaman da kültürel unsurlar arasında yer almaktadır. Baş tarafı dünyalar kadar güven ve vücudu pullarla kaplı bir yılan olan şahmeran yer altı yılanlar ülkesinde yaşamaktadır. Çok fazla değişim gösteren anlatımları vardır. Sümerlerin Gılgamış destanından alıntı olan Hititlerin ejderi illuyankasına yakın doğumun binlerce yıl süren kültüründen izler bulunmaktadır. Şahmaran efsanesi Anadolu insanınınçok sevdiği ve evlerine duvar süsü yaptığı şahmeranın acı hikayesi oldukça etkileyicidir. Hatta çeyiz işlemelerinde motif olarak bile kullanılmaktadır. Ayrıca sayılar ve çok azalmış olan Tarsus geleneksel el işlemeleri cam altı işlemeler ile günümüzde mevcuttur.

Şahmeranın acı hikayesi aslında prensesler kadar güzel olan çok iyi kalpli olduğunu da gösterdiği tavır ile ispatlamaktadır. Delikanlı yeryüzüne duyduğu aşkı ve tutamadığı sözü nedeni ile şahmeranın hayatından etmesine rağmen şahmeran ona kralın nasıl iyileşeceğine kadar tarifler de bulunmuştur. Bu durumda aslında şahmeranın oldukça iyi kalpli ve insan dostu bir yılan olduğunu kanıtlamaktadır. Şahmeranın destansı öyküsü bu kadardır.


Yazının Başka Dillere Çevirisi İçin

Şahmaran Efsanesi


3 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*